Getirip verecek sabah rüzgarı
kitabını
küçük cinler kafilesi
adımlarıyla
ifritler!
ne diye dolanıp durur asanın
kenarlarında yalaz dokunuşları
kim söyledi babil’de olanları
kim bilebilir zühre yıldızı
nerededir?
eğer ki yürünürse
gökler arzusu taşıyarak
yürünülürse
yıldızlar elbette
memelerdir
sabahlar emzirilir
alelade bir oğlanın
ormansı geçişlerinde
getirin verin o zaman
eski ateşleri!
bir kahvehane önünde
kanıksayarak
bir sulak kaldırım taşında
periler- getirin o eski ateşleri
verin cıvıltılarıyla
bizim olanı bir zamanlar
bir zamanlar ki bilinirdi
güneşin aheste darbelerinden
vakitler
şarkılar söyleyerek
eve dönerdi
kalbin ilmekleri
bizimdi dalgalarıyla deniz
görünmez uzaklar yine bizimdi
bilirdik babil’de olanları
iğrenirdik asmodeus’un
bön ve çıplak sözlerinden
şehvet neydi ki
eğer ırmaklar olmasaydı
gürültüler koşardı
kırat atlarla
ormanda bir kuş
havalandığında
hem kim görmüş
led tv’ler önünde pinekleyen
aynı adamların asmasını
petals on a wet, black bough
deniyor komik şapkalarıyla
çığıltısız ırmaklar
ve kör bir
seyretmek kadar
kofti
metrolarda dolanan
kurşuni kanı
-geri gel
Geri gel
-doğru eve
Dışarıda fazla durma
-geri gel oğlum
Eve dön geç oldu
-insan aniden ölebilir
kendinin olmayan bir zamanda
köşebaşlarında bekler
ansızın ateşlenen
tüfekler
ve hep hazırdır
patlayacak
yağmur damlaları
bir mabetin taş duvarlarında
savaşılır
yağmurun getirdiği
silahlarla kuşanmış
yabanotlarıyla
ins u cin arar yine de
gaybın muhkem
duvarlarında bir
delik
bilmek için
zuhre nerededir
nerede başlar
delilik
harutla marut nerede
öğretir sihri arzuları
he who desires
but acts not
breeds pestilence
eski bir darbımeselidir
bu
ehli cehennemin
ki arzulardır tahta kurtları
kıvıl kıvıl tümörler ekerler
ak ve pak bedenlerin
gövdelerine
-geri dön evladım
-Geri dön
-bırak bırak
Bırak
bırak hep bu
sayrı suların
bulanıklığını
kim bakmış da
görmüş yüzünü
bu sularda
nergisler ekermiş
derelerin kenarlarına
gelirmiş görürmüş
onu öpermiş
yeşil alnından
peri-suretler
devşirirlermiş o eski ateşleri
ya elektrik kıvılcımları?
ya sokak lambaları?
-yavrum gel bırak
-Bırak yaşa!
-bırak artık olanları
olacakları
patlamış simya barutlarını
bırak babil’de kalsın
getirip verecek ya
sabah rüzgarı
kitabını!
süleymanın
bir asa yere düştüğünde
ölmüştür süleyman
zamanı ve bilmeyi kemirir
tahta kurtları
Yorum bırakın