• Anasayfa
  • Yayımlar
  • Yazarlar
  • İletişim
Böyle Olmasın da!

Benden Bana Kaçarım Ya Da Ressam Kimi Çiziyor?

2–3 dakika

·

27 Aralık 2023

·

Genel

 Sanatkarın kendisinden kaçabilmesi mümkün müdür? Bence değil. Önceden ben de kaçabileceğini düşünüyor ve buna binaen şiirler yazıyordum… Halbuki kaçtığım yer gene benmişim! Şiirinin kendisinden özerk olduğunu düşünen şairin yaptığı nedir? Kendisini muayyen bir sıfat, muayyen bir tavırdan seyrederek o tavır ve sıfatla uyuşmayanı kendinden başka addetmek değil mi? Halbuki sen bütün o uyuşma ve uyuşmamaların toplamısın! Hayatın getirdiği dert ve ızdıraplar sebebiyle bu sıfatlar ve tavırlar galebesinde bir sıfat galip çıkmış ve canında nasırlaşmış. Sen de kendini o zannetmişsin. Persona, Latince’de hem maske hem de oynanan rol manasını geliyor. Kendim diyebileceğin kalıcı bir cevher olmadığından, her kişilik(person) iddiası bir maske takışıdır. Haşlakoğlu’nun da belirttiği gibi “Bir aktörün kendisiyle rolü arasındaki ayırımda durduğu sürece aktörlük yapabildiği gibi, insan da, aslen ait olduğu indirgenemez mutlak imkan konumuyla, büründüğü göreceli imkan arasındaki ayrımda durduğu [bu sözcük Yunanca aktör manasına gelen hüpokrites sözcüğünün adsal tanımıdır] sürece insan olabilir. …İnsan, tüm sosyolojik ve psikolojik belirlenmelerin ötesinde imkan ve zorunluluk arasındaki kategorik ayrımın kapanmaz uçurumda ontolojik bir meçhul olarak barınır. Bu nedenle, insan varoluşu, tümüyle mümkün bir özellik gösteren olmak ve olmamak arasında asılı kalmış doğasından muzdariben, sürekli surette içten içe zorunlu bir varlık haline gelmeyi arzular. …Bu nedenle, ne aziz ne de katil oluşu insanı zorunlu bir varlık haline getirmez. Olsa olsa mümkün varlığını eyleminin zorunlu sonucu olan o sıfatta sürdürür. İşte sanat, bu anlamda, eyleminin gerektirdiği sıfatça belirlenen insanın, yine de bu sıfata indirgenemez mümkün varlığını, kendisini zorunlu bir varlığa dönüştürme amacıyla gerçekleştirdiği yapıt olarak gözler önüne serer. Sanatta insanlıkla yaşıt ölümsüzlük ve kalıcılık temaları, doğrudan, işte insanın bu zorunlu varlık haline gelme arzusunu içeren imkansız eylemiyle ilgilidir. Bu nedenle, resim ve belki de tüm bir sanat, tıpkı Gılgamış gibi söz konusu imkansız girişimi sembolik olarak gerçekleştirme ritüelidir de denilebilir.”

 İşte, “değerlerin sınırında bir mücadele alanı olarak bulunan ve bu durumu genelen yapıldığı şekliyle karşıtlardan birine sığınmak yerine bu karşıtlığın yarattığı gerilim ve yoğun enerjiyi bütünn sonuçlarıyla kendi bireyselliklerinde eser olarak” ortaya çıkarır sanatkarlar. Bunu ideaların işlevine de benzetebiliriz. Zihnimde kalem ideası olmasaydı, kalem gördüğüm vakit “kalem” diyemezdim. Kalemi kalem olarak teşhis edebilmem için kalem ideasını içeriden kurmuş olmalıyım. Sanat da budur! Bizzat ona dönüşmediğim hiçbir şeyi yazamam. Zaten kendimde o’nu imkanen barındırmasaydım en baştan göremez, teşhis edemez ve yazamazdım! Her yarattığımız eser ben’in başka bir surette tezahürü… Bu sebeple kitabımın adı “Tezahürlerim” ya.. Kaçış ancak benden bana!

 Bu kadar gevezeliği bir tartışmama zemin sağlayabilmek için ettim… Favori ressamım bana -ricam üzre- yeni çizdiği resmi yolladı.

Ben de çizdiği resim üzerinden onun kişiliği hakkında bazı hafif esprili tahlillerde bulundum. O da bu spekülasyonlarımın resimde resmedilenin kendisi olmadığı için batıl olduğunu söyledi. Biraz münazara ettik fakat ikna edemedim. Sonraki gün de X’te bu resmi görüp ona yolladım:

Image

“Resmetme aslında resmedeni resmeder ve resmettiği her şeyi de bu vesileyle adeta kendisiyle mühürler. Cezanne’ın elmaları dediğimizde farkında olmadan zaten bunu söyleriz”
Bu düşünce bütün sanatlara teşmil edilip ilke bellenmeli! Aslında yapılagelen zaten budur da, beyanda her halükarda fayda vardır… Favori ressamım da aslında bizzat kendisini resmetmese bile kendisini, kendisi olmayan olarak resmetti. Kağıda vurduğu her bir darbede onu görüyorum. Ama şu ama bu sıfatta.. Ama o!

Bunu paylaş:

  • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
Beğen Yükleniyor…

 Sanatkarın kendisinden kaçabilmesi mümkün müdür? Bence değil. Önceden ben de kaçabileceğini düşünüyor ve buna binaen şiirler yazıyordum… Halbuki kaçtığım yer gene benmişim! Şiirinin kendisinden özerk olduğunu düşünen şairin yaptığı nedir? Kendisini muayyen bir sıfat, muayyen bir tavırdan seyrederek o tavır ve sıfatla uyuşmayanı kendinden başka addetmek değil mi? Halbuki sen bütün o uyuşma ve uyuşmamaların…

Yorum bırakın Cevabı iptal et

  • Siberpunk

    Siberpunk

    10 Ocak 2026
  • Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    30 Kasım 2025
  • Çığıltı

    Çığıltı

    8 Kasım 2025
 

Yorumlar Yükleniyor...
 

    • Yorum
    • Tekrar blogla
    • Abone Ol Abone olunmuş
      • Böyle Olmasın da!
      • Diğer 32 aboneye katılın
      • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
      • Böyle Olmasın da!
      • Abone Ol Abone olunmuş
      • Kaydolun
      • Giriş
      • Kısa adresi kopyala
      • Bu içeriği rapor et
      • Yazıyı Okuyucu'da görünrüle
      • Abonelikleri Yönet
      • Bu şeridi gizle
    %d