sabahyarısı sadcılarından sarih dilekler
ıtırınla yıllanmış şarabına
değdirdiğinde kentsi gözlerini
-ey cânım!-
bıçaksı alevle becerirsin
hani o kızıl köpekbalıklı
psödo-kanında sörf yapanı!
-ey zulümkârım!-
pençelerinle tut o kadehi
dök saki ü makberbaz dök
kabrime! ciğerime oluk oluk
doluşsun ifrazatın, doygun bir
kurtçuk gibi kıvranayım sende.
-ey mezarkârım!-
kazığın albatrosumda
tecessüme vardıkça,
içerim mabattan akan
cisadı!
-ey voyvodam!-





Yorum bırakın