Aklanmamış imgeleri günün çekilir;
İmparator'un sarhoş askerleri yatar;
Gece tınısı çekilir, şarkıları gececilerin
Sonrasında ulu katedral çanından;
Yıldızlı ya mehtaplı kubbe küçümser
Bütün bu insanın olduğu her şeyi,
Bütün bu safi karmaşıklığı,
Hiddet ve çamurunu damarının beşer.
Önümde yüzer bir imge, adam ya gölge,
Adamdan çok gölge, gölgeden çok imge;
Çünkü Hades'in mumyalanmış makarası
Çözebilir ya yolun dolambacını;
Bir ağız nefessiz ve yok nem
Çağırabilir ağızlar kesik nefesli;
Selamlıyorum fevkalbeşeri;
Buna diyorum yaşamda-ölüm ve ölümde-yaşam.
Mucize, kuş ya da altın el işi,
Mucize daha çok kuştan ya da el işi,
Yıldız-aydınlatan altın dallarda ekili,
Ötebilir Hades'in horozları gibi,
Veya, ayın küskünlüğüyle, tahkir yüksek sesli
Görkeminde değişimsiz metalin
Bilindik kuş ya da taçyaprağın
Ve çamur yahut kanın tüm çetrefili.
İmparatorun kaldırımında uçuşur gece yarısı,
Alevler ne çalıların beslediği ne çeliğin ışıttığı,
Ne de fırtına elleşir, alevler doğar alevlerden,
Geldiği yerde kan-zade ruhların
Ve tüm karmaşası hiddetli ayrılışın,
Söner bir dansa doğru,
Vecdin azabı,
Azabı alazlayamaz tek çöpü bile alevlerin.
Binmek üstüne yunusun çamuru ve kanı,
Ruh üstüne ruh! Demirciler kırar seli,
Altın demircileri İmparator'un!
Mermerleri dans eden yerin
Kırar acı hiddetlerini karmaşanın,
Bitmeden bu imgeler
Taze imgeler doğurur,
O yunus-yırtığı deniz, o eziyet-ettiği-çanların.
Yorum bırakın