• Anasayfa
  • Yayımlar
  • Yazarlar
  • İletişim
Böyle Olmasın da!

Eyüp Kitabı -II

13–19 dakika

·

21 Şubat 2024

·

Genel

1Böylece bu üç kişi Eyüp’e cevap vermekten vazgeçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi. 2Ram ailesinden Bûzlu Barakel oğlu Elihu Eyüp’e çok öfkelendi. Çünkü Eyüp kendini Tanrı’dan haklı görüyordu. 3Elihu Eyüp’ün üç arkadaşına da öfkelendi, çünkü Eyüp’ü suçlamalarına karşın sağlam bir cevap bulamamışlardı. 4Elihu Eyüp’le konuşmak için sırasını beklemişti, çünkü ötekiler yaşça kendisinden büyüktü. 5Bu üç kişinin başka bir şey söyleyemeyeceğini görünce öfkesi alevlendi.
6Bûzlu Barakel oğlu Elihu şöyle konuştu:
“Ben yaşça küçüğüm, sizse yaşlısınız.
Bu yüzden çekindim, bildiğimi beyandan korktum.
7‘Günler konuşsun’ dedim,
‘Senelerin çokluğu hikmeti öğretsin.’
8Oysa insana ruh,
Kadiriimutlak’ın soluğu akıl verir.
9Akıl yaşta değil baştadır.
Adaleti anlamak yaşa bakmaz.
10“Bu yüzden, ‘Beni dinleyin’ diyorum,
Ben de bildiğimi söyleyeyim.
11Siz konuşurken ben bekledim,
Siz ne diyeceğinizi araştırırken
Düşüncelerinizi dinledim.
12Bütün dikkatimi size çevirdim.
Ama hiçbiriniz Eyüp’ün haksızlığını kanıtlayamadı,
Onun söylediklerine karşılık veremedi.
13‘Biz hikmete eriştik,
Bırakın Tanrı ona galebe çalsın, insan değil’ demeyin.
14Ama Eyüp’ün sözlerinin hedefi ben değildim,
Bu yüzden onu sizin sözlerinizle cevaplamayacağım.
15“Onlar yıldı, cevap veremiyorlar artık,
Kelamda aciz kaldılar.
16Onlar konuşmuyor diye ben beklemeli miyim,
Duruyor, cevap vermiyorlar diye?
17Benim de söyleyecek sözüm var,
Ben de bildiğimi söyleyeceğim.
18Çünkü içim dolu,
İçimdeki ruh beni zorluyor.
19İçim açılmamış şarap gibi,
Yeni şarap tulumları gibi yırtılmak üzere.
20Konuşup rahatlamalıyım,
Ağzımı açıp cevaplamalıyım.
21Kimseye riayet etmeyecek,
Kimseye yaltaklanmayacağım.
22Çünkü yaltaklanmayı bilsem,
Yaratıcım beni hemen yok ederdi.
1“Ama şimdi lütfen sözümü dinle, Eyüp,
Söyleyeceğim her şeye kulak ver.
2Ağzımı açtım açacağım,
Söyleyeceklerim dilimin ucunda.
3Sözlerim temiz bir yürekten çıkıyor,
Dudaklarım bildiklerini içtenlikle söylüyor.
4Beni Tanrı’nın Ruhu yarattı,
Kadirimutlak’ın soluğu hayat veriyor bana.
5Muktedirsen beni cevapla,
Kendini hazırla, karşımda dur.
6Tanrı’nın önünde ben de tıpkı senin gibiyim,
Ben de balçıktan yaratıldım.
7Onun için dehşetim seni yıldırmasın,
Elim sana ağır gelmesin.
8“Sesin hâlâ kulaklarımda,
Şöyle demiştin:
9‘Ben kusursuz ve günahsızım, -isyandan beriyim-
Temiz ve suçsuzum.
10Yine de Tanrı bana karşı bahane arıyor,
Beni düşman görüyor.
11Ayaklarımı tomruğa vuruyor,
Yollarımı gözetliyor.’
12“Ama sana şunu söyleyeyim,
Bu konuda haksızsın.
Çünkü Tanrı insandan büyüktür.
13İnsanın hiçbir sözünü cevaplamıyor diye
Niçin O’nunla çekişiyorsun?
14Çünkü insan anlamasa da,
Tanrı şu ya da bu yolla konuşur.
15Rüyada, geceleyin görümde,
İnsanları ağır uyku basınca,
Yatakta yatarlarken,
16Kulaklarına konuşur,
Uyarısıyla onları korkutur;
17Onları yaptıkları kötülükten döndürmek,
Kibirden uzak tutmak,
18Canlarını çukurdan,
Hayatlarını ölümden kurtarmak için.
19İnsan yatağında acılarla,
Kemiklerinde dinmez sızılarla yola getirilir.
20Öyle ki, içi yemek kaldırmaz,
En lezzetli yiyecekten tiksinir.
21Eti erir, görünmez olur,
Gözükmeyen kemikleri ortaya çıkar.
22Canı çukura,
Hayatı ölüm meleklerine yaklaşır.
23“Yine de insana istikameti bildirmek için
Yanında bir melek, bin melekten biri
Arabulucu olarak bulunursa,
24Ona lütfeder de,
‘Onu ölüm çukuruna inmekten kurtar,
Ben fidyeyi buldum’ derse,
25Eti çocuk eti gibi yenilenir,
Gençlik günlerine döner.
26Dua ettiğinde Tanrı ondan razı kalır,
O da Tanrı’nın vechini görüp sevinir.
Tanrı onun durumunu düzeltir.
27Sonra insanların önünde türkü çağırır:
‘Günah işleyip doğru yoldan saptım,
Ama Tanrı hak ettiğim cezayı vermedi bana,
28Canımı çukura inmekten O kurtardı,
Işığı görmek için yaşayacağım.’
29-30“İşte, insanın canını çukurdan çıkarmak,
Onu yaşam ışığıyla aydınlatmak için
Tanrı bütün bunları iki kez,
Hatta üç kez yapar.
31“İyi dinle, Eyüp, kulak ver,
Sen sus, ben konuşacağım.
32Söyleyeceğin bir şey varsa söyle,
Çünkü seni haklı çıkarmak isterim.
33Yoksa, beni dinle,
Sus da sana hikmet talim edeyim.”
1Elihu konuşmasına şöyle devam etti:
2“Ey hükema, sözlerimi dinleyin,
Kulak verin bana, ey hikmet sahipleri.
3Çünkü damak nasıl yemeği tadarsa,
Kulak da sözleri imtihan eder.
4Gelin, hakkı seçelim,
İyiyi birlikte öğrenelim.
5“Çünkü Eyüp, ‘Ben suçsuzum’ diyor,
‘Tanrı hakkımı elimden aldı.
6Haklı olduğum halde yalancı sayılıyorum,
Suçsuz olduğum halde okunla yaraladın beni.’
7Eyüp gibisi var mı?
Alayı su gibi içiyor!
8Kötülük yapanlarla refaka edip geziyor,
Kötülerle aynı yolda yürüyor.
9Çünkü, ‘Tanrı’yı hoşnut etmeye çalışmak
İnsana yarar getirmez’ diyor.
10“Bu yüzden, ey akiller, beni dinleyin!
Tanrı kötülük yapar mı,
Kadirimutlak haksızlık eder mi? Asla!
11 Çünkü O herkese amelinin karşılığını öder,
Hak ettiğini başına getirir.
12Tanrı kesinlikle kötülük etmez,
Kadirimutlak adaleti saptırmaz.
13Kim yeryüzünü O’na emanet etti?
Kim O’nu bütün dünyanın başına atadı?
14Eğer niyet eder de -kalbini onun üzerine korsa-
Ruhunu ve soluğunu geri çekerse,
15Cümle beşer hemen yok olur,
Adam yine toprağa döner.
16“Aklın varsa dinle,
Kulak ver sözlerime.
17Adaletten nefret eden hiç hüküm sürebilir mi?
Adil ve ekber olanı suçlayacak mısın?
18Meliklere, ‘Değersizsiniz’,
Eşrafa, ‘Kötüsünüz’ diyen,
19Reislerin hatrına riayet etmeyen,
Zengine fukaradan ziyade itibat etmeyen O değil mi?
Çünkü hepsi O’nun ellerinin işidir.
20Gece yarısı bir anda ölürler,
Herkes sarsılır, ölüp gider,
Güçlüler de insan eli değmeden def olur.
21“Tanrı’nın gözleri insanların yolundan ayrılmaz,
Attıkları her adımı görür.
22Kötülük yapanların gizlenebileceği
Ne karanlık bir yer vardır, ne de ölüm gölgesi.
23Yargılanmak için huzuruna gelsinler diye,
Tanrı insanları sorgulamaya pek gerek duymaz.
24Teftiş etmeden güçlü insanları kırar,
Yerlerine başkalarını diker.
25Çünkü ne yaptıklarını bilir,
Gece onları deviriverir, ezilirler.
26Herkesin gözü önünde -Umumun nazargahında-
Kötülükleri yüzünden onları cezalandırır;
27Artık O’nun ardından gitmedikleri,
Yollarının hiçbirini dikkate almadıkları için.
28Yoksulun feryadını O’na duyurdular;
Düşkünlerin figanını işitti.
29Ama Tanrı sessiz kalırsa kim O’nu suçlayabilir?
Yüzünü gizlerse kim O’nu görebilir?
Bir ulusa karşı da bir insana karşı da O hep aynıdır,
30Tanrısız insan krallık etmesin,
Halka tuzak kurmasın diye.
31“Kimse Tanrı’ya,
‘Suçluyum, artık kötülük etmem’ dedi mi,
32‘Göremediğimi sen bana öğret,
Haksızlık ettimse, bir daha etmem?’
33O’nu reddettiğin halde,
Senin keyfince mi sena mükafat etmeli?
Çünkü karar verecek olan sensin, ben değil,
Öyleyse anlat bana bildiğini.
34“Akiller,
Beni dinleyen hakimler diyecekler ki,
35‘Eyüp cahilane konuşuyor,
Sözlerinin değeri yok.’
36Kötü biri gibi cevapladığı için
Keşke Eyüp’ün sınanması sonsuza dek sürse!
37Çünkü günahına isyan da ekliyor,
Önümüzde alay edercesine el çırpıyor,
Tanrı aleyhinde konuştukça konuşuyor.”
1Elihu konuşmasına şöyle devam etti:
2“ ‘Tanrı’dan ziyade haklıyım’ diyorsun.
Doğru buluyor musun bunu?
3Ama hâlâ, ‘Günah işlemezsem
Yararım ne, kazancım ne?’ diye soruyorsun.
4“Ben cevaplayayım seni
Ve arkadaşlarını.
5Göklere bak da gör,
Üzerinde yükselen bulutlara göz gezdir.
6 Günah işlersen, Tanrı’ya ne zararı olur?
İsyanların çoksa ne olur O’na?
7Sadıksan, O’na verdiğin nedir,
Ya da ne alır O senin elinden?
8Kötülüğün ancak senin gibi birine dokunur,
Sıdkın ise yalnız insanoğlu içindir.
9“İnsanlar ağır baskı altında feryat ediyor,
Güçlülere karşı yardım istiyor.
10Ama kimse, ‘Nerede Yaratıcım Tanrı?’ demiyor;
O Tanrı ki, gece bize ezgiler verir,
11Yeryüzündeki hayvanlardan çok bize öğretir
Ve bizi gökteki kuşlardan dirayetli kılar.
12Kötülerin kibri yüzünden insanlar feryat ediyor,
Ama icabet eden yok.
13Gerçek şu ki, Tanrı batıl feryadı dinlemez,
Kadirimutlak bunu önemsemez.
14O’nu görmediğini söylediğin zaman bile
Davan O’nun önündedir, bekle;
15Madem bu gazapla şimdi cezalandırmadı,
İsyana da pek aldırmaz diyorsun.
16Bu yüzden Eyüp ağzını beyhude açıyor,
Cahilane konuştukça konuşuyor.”
1Elihu konuşmasına şöyle devam etti:
2“Biraz bekle, sana açıklayayım,
Çünkü Tanrı için söylenecek daha çok söz var.
3İlmi geniş kaynaklardan toplayacağım,
Yaratıcıma hak vereceğim.
4Kuşkusuz söylediğim hiçbir şey yalan değil,
Karşında ilimde yetkin biri var.
5“Tanrı güçlüdür, ama kimseyi hor görmez,
Güçlü ve amacında kararlı.
6Kötüleri yaşatmaz,
Ezilenin hakkını verir.
7Gözlerini salihten ayırmaz,
Onu meliklerle birlikte tahta oturtur,
Sonsuza dek yükseltir.
8Ama insanlar zincire vurulur, -zincirbend olmak-
Baskı altında tutulurlarsa,
9Onlara yaptıklarını,
Kibre kapılıp isyan ettiklerini beyan eder.
10Öğüdünü dinletir,
Kötülükten rücu etmelerini buyurur.
11Eğer dinler ve O’na kulluk ederlerse,
Kalan günlerini bereket,
Yıllarını rahatlık içinde geçirirler.
12Ama dinlemezlerse ölür,
Ders almadan yok olurlar.
13“Tanrısızlar öfkelerini içlerinde gizler,
Kendilerini bağladığında niyaz etmezler.
14Genç yaşta ölüp giderler,
Yaşamları putperest tapınaklarında fuhşu iş edinmiş erkekler arasında zail olur.
15Ama Tanrı acı çekenleri acı çektikleri için kurtarır,
Düşkünlere kendini dinletir.
16“Evet, seni sıkıntıdan çeker çıkarırdı;
Darlığın olmadığı geniş bir yere,
Zengin yiyeceklerle bezenmiş bir sofraya.
17Oysa şimdi kötülerin hak ettiği cezayı çekiyorsun,
Yargı ve adalet yakalamış seni.
18Dikkat et, para seni baştan çıkarmasın,
Büyük bir rüşvet seni saptırmasın.
19Servetin ya da bütün gücün yeter mi
Sıkıntı çekmeni önlemeye?
20Halkların yeryüzünden
Yok edildiği geceye iştiyak etme.
21Dikkat et, kötülüğe meyl etme,
Çünkü sen onu düşkünlüğe yeğledin.
22“İşte Tanrı kudretiyle yükselir,
O’nun gibi talim eden var mı?
23Kim O’na ne yapması gerektiğini söyleyebilir?
Kim O’na, ‘Haksızlık ettin’ diyebilir?
24O’nun işlerini yüceltmelisin, anımsa bunu,
İnsanların ezgilerle tazim ettiği efalini.
25Bütün insanlar bunları görmüştür,
Herkes onlara uzaktan nazar eder.
26Evet, Tanrı öyle azîmdir ki, O’nu anlayamayız,
Varlığının süresi hesaplanamaz.
27“Su damlalarını cezbeder,
Buharından yağmur damlatır.
28Bulutlar nemini döker,
İnsanların üzerine bol yağmur yağdırır.
29Bulutları nasıl yaydığını,
Göksel konutundan nasıl gürlediğini kim anlayabilir?
30Şimşekleri çevresine nasıl yaydığına,
Denizin dibine dek nasıl ulaştırdığına bakın.
31Tanrı halkları böyle yönetir,
Bol rızık sağlar.
32Şimşeği elleriyle tutar,
Hedefine vurmasını buyurur.
33O’nun gürleyişi fırtınayı haber verir,
Sığırlar bile fırtına kopacağını bildirir.
1“Yüreğim titrer buna,
Yerinden oynar.
2Dinleyin, gürleyen sedasını dinleyin,
Ağzından çıkan sesi!
3Şimşeğini göğün altındaki her yere,
Yeryüzünün dört bucağına salar.
4Ardından bir ses gümbürder,
Azametli sedasıyla gürler.
Sesi duyulunca şimşekleri alıkoymaz.
5Tanrı’nın sesi acayip biçimde gürler,
O, anlayışımızın ötesinde azîm işler yapar.
6Çünkü kara, ‘Yere düş’ der,
Sağanağa, ‘Bütün şiddetinle boşal.’
7Yarattığı bütün insanlar ne yaptığını bilsin diye,
Herkese işini bıraktırır.
8Vuhuş kovuklarına girer,
İnlerinde oturur.
9Kasırga yuvasından kopar,
Soğuk saçılan rüzgarlardan.
10Tanrı’nın soluğu suları dondurur,
Geniş sular buz tutar.
11Bulutlara nem yükler,
Şimşeğini her yana yayar.
12Yeryüzünde ne buyurursa yapmak üzere
Bulutlar O’nun istediği yönde döner durur.
13Ya insanları cezalandırmak
Ya da yeryüzünü sulayıp inayetini göstermek için
Yağmur gönderir.
14“Dinle, Eyüp,
Dur da düşün Tanrı’nın şaşılası işlerini.
15Tanrı’nın bulutları nasıl tertib ettiğini,
Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?
16Bulutların dengesini,
Alimimutlağın şaşılası işlerini biliyor musun?
17Dünyanın soluğu kesildiğinde
Güneyin kavurucu rüzgarı altında
Giysilerin seni terletmez mi?
18Dökme tunç bir ayna kadar muhkem gökkubbeyi
O’nunla birlikte yayabilir misin?
19“O’na ne söyleyeceğimizi öğret bize,
Çünkü karanlık yüzünden söz tertib edemiyoruz.
20Konuşmak istediğim O’na söylenebilir mi?
Kimse yutulmak ister mi?
21Rüzgar geçip göğü temizlediğinde
Gökte parıldayan ışığa kimse bakamaz.
22Altın parıltısı geliyor kuzeyden,
Tanrı korkunç celale bürünmüş.
23Kadirimutlak’a biz ulaşamayız.
Gücü yücedir,
Adaleti ve eşsiz doğruluğuyla kimseyi ezmez.
24Bu yüzden insanlar O’na saygı duyar,
Çünkü O, hakimlere riayet etmez.”

1 RAB kasırganın içinden Eyüp’ü şöyle cevapladı:
2 “Bilgisizce sözlerle
Tasarımı karartan bu adam kim?
3Şimdi mertçe kuşağını beline vur da,
Ben sorayım, sen anlat.
4“Ben arzı tesis ederken sen neredeydin?
Anlıyorsan söyle.
5Kim saptadı onun ölçülerini? Kuşkusuz biliyorsun!
Kim çekti ipi üzerine?
6Neyin üstüne yapıldı temelleri? -kaideleri-
Kim koydu köşe taşını,
7Sabah yıldızları birlikte terennüm ederken,
İlahi varlıklar sevinçle çığrışırken?
8 “Denizin ardından kapıları kim kapadı,
Ana rahminden fışkırdığı zaman;
9Ona bulutları giysi,
Koyu karanlığı kundak yaptığım,
10Sınırını koyduğum,
Kapılarıyla sürgülerini yerleştirdiğim,
11‘Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin,
Gururlu dalgaların şurada duracak’ dediğim zaman?
12“Sen ömründe sabaha emrettin mi, -buyruk vermek-
Şafağa mahallini gösterdin mi; -fecre mahallini-
13Yeryüzünün uçlarını tutsun,
Oradaki kötüler silkilip atılsın diye?
14Mühür basılan balçık gibi biçim değiştirir arz,
Giysi kıvrımları gibi göze çarpar.
15Kötülerin ışıkları alınır,
Kalkan kolları kırılır.
16“Denizin kaynaklarına vardın mı,
Gezdin mi enginin diplerinde?
17Ölüm kapıları sana gösterildi mi?
Gördün mü ölüm gölgesinin kapılarını?
18Arzın genişliğini kavradın mı?
Anlat bana, bütün bunları biliyorsan.
19“Işığın meskenine giden yol nerede?
Ya karanlık, onun yeri neresi?
20Onları yerlerine götürebilir misin?
Evlerinin yolunu biliyor musun?
21Bilmediğin şey yok zaten,
Çünkü onlarla aynı zamanda doğmuştun!
O kadar yaşlısın!
22“Karın ambarlarına girdin mi,
Dolunun mahzenlerini gördün mü?
23Ben onları sıkıntılı günler için,
Kavga ve savaş günleri için saklıyorum.
24Nerede ışığın dağıtıldığı,
Doğu rüzgarının yeryüzüne saçıldığı yere giden yol?
25Kim sellere mecra,
Yıldırımlara yol açtı;
26Kimsenin yaşamadığı toprakları,
İnsanın bulunmadığı çölü sulasın diye;
27Kurak ve ıssız yeri doyursun,
Ot bitirsin diye?
28Yağmurun babası var mı?
Çiy damlalarını kim yarattı?
29Buz kimin rahminden çıktı?
Göklerden düşen kırağıyı kim doğurdu,
30Sular taş gibi katılaşıp
Enginin yüzü donunca?
31 “Ülker yıldızlarını bağlayabilir misin?
Oryon’un bağlarını çözebilir misin?
32Mevsimlerinde çıkartabilir misin takımyıldızları?
Büyük ve Küçük Ayı’ya yol gösterebilir misin?
33Biliyor musun göklerin yasalarını?
Tanrı’nın hükümetini yeryüzünde kurabilir misin?
34“Başına bol yağmur yağsın diye
Bulutlara sesini duyurabilir misin?
35Varıp da, ‘hazırız’ desinler diye,
Şimşekleri gönderebilir misin?
36Kim mısırturnasına hikmet,
Horoza feraset verdi?
37Kimin bulutları sayacak hikmeti var?
Kim göklerin tulumlarını boşaltabilir,
38Toprak sertleşip
Parçaları birbirine yapışınca?
39“Dişi aslanlar için sen avlanabilir misin,
Genç aslanların karnını doyurabilir misin,
40İnlerine sindikleri,
Çalılıkta pusuya yattıkları zaman?
41Kuzguna yiyeceğini kim sağlıyor,
Yavruları Tanrı’ya feryat edip
Açlıktan kıvrandığı zaman?
1“Dağ keçilerinin ne zaman doğurduğunu biliyor musun?
Geyiklerin yavruladığı zamanı sen mi gözlüyorsun?
2Sen mi sayıyorsun doğuruncaya dek geçirdikleri ayları?
Doğurdukları zamanı biliyor musun?
3Çöküp yavrularını doğurur,
Kurtulurlar sancılarından.
4Güçlenir, sahrada büyür yavrular,
Gider, bir daha dönmezler.
5“Kim yaban eşeğini başı boş gönderdi,
Kim bağlarını çözdü?
6Mesken olarak ona bozkırı,
Barınak olarak tuzlayı verdim.
7Kentteki kargaşaya güler o,
Sürücünün bağırdığını duymaz.
8Otlamak için tepeleri dolaşır,
Yeşillik arar.
9“Yaban öküzü sana kulluk etmek ister mi?
Geceyi senin yemliğinin yanında geçirir mi?
10Sabanla yarık açsın diye ona bağ vurabilir misin?
Arkanda, ovalarda tırmık çeker mi?
11Çok güçlü diye ona bel bağlayabilir misin?
Ağır işini ona havale edebilir misin?
12Ekinini getireceğine,
Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?
13“Devekuşunun kanatları sevinçle dalgalanır,
Ama leyleğin kanatları ve tüyleriyle kıyaslanamaz.
14Devekuşu yumurtalarını yere bırakır,
Onları kumda ısıtır,
15Ayak altında ezilebileceklerini,
Vuhuşca çiğnenebileceklerini düşünmez.
16Yavrularına sert davranır, kendinin değilmiş gibi,
Çektiği zahmetin boşa gideceğine üzülmez.
17Çünkü Tanrı ona hikmet bağışlamamış,
Anlayıştan pay vermemiştir.
18Yine de koşmak için kabarınca
Ata ve binicisine güler.
19“Sen mi ata güç verdin,
Dalgalanan yeleyi boynuna giydirdin?
20Sen misin onu çekirge gibi sıçratan,
Gururlu kişnemesiyle korku saçtıran?
21Ayakları toprağı şiddetle eşer,
Gücünden ötürü sevinçle coşar,
Savaşçının üstüne yürür.
22Korkuya güler, hiçbir şeyden yılmaz,
Kılıç önünde geri adım atmaz.
23Tirkeş, parıldayan mızrak ve pala
Üzerinde takırdar atın.
24Coşku ve heyecanla uzaklıkları yutar,
Boru çalınca duramaz yerinde.
25Boru çaldıkça, ‘Hi!’ diye kişner,
Cenk kokusunu, serdarların gürleyen sesini,
Savaş naralarını uzaklardan duyar.
26“Atmaca senin marifetinle mi süzülüyor,
Kanatlarını güneye doğru açıyor?
27Kartal senin buyruğunla mı yükseliyor,
Yuvasını yükseklere kuruyor?
28Uçurum kenarlarında konaklıyor,
Sivri kayalar onun kalesi.
29Oradan gözetliyor yiyeceğini,
Gözleri avını uzaktan seçiyor.
30 Yavruları dahi kanla beslenir,
Leşler neredeyse, o da oradadır.”
1 RAB Eyüp’e şöyle dedi: 40. babda kaldım
2“Kadirimutlak’la çatışan O’nu yola getirebilir mi?
Tanrı’yı suçlayan cevaplasın.”
3O zaman Eyüp RAB’bi şöyle cevapladı:
4“Bak, ben değersiz biriyim, -hakir-
Sana nasıl cevap verebilirim?
Ağzımı elimle kapıyorum.
5Bir kez konuştum, cevap almadım,
İkinci kez konuşamam artık.”
6 RAB kasırganın içinden Eyüp’ü şöyle cevapladı:
7“Şimdi erkek gibi kuşağını beline vur da,
Ben sorayım, sen anlat.
8“Adaletimi boşa mı çıkaracaksın?
Kendini haklı çıkarmak için beni mi suçlayacaksın?
9Sende Tanrı’nın bileği gibi bilek var mı?
Sedan O’nunki gibi gürleyebilir mi?
10Öyleyse celal ve azamete bürün,
Görkem ve yücelik kuşan.
11Gazabının ateşini saç,
Mağrur bakıp onu alçalt.
12Gururluya bakıp onu çökert,
Kötüleri bulundukları yerde paymal et.
13Hepsini birlikte toprağa göm,
Mezarda yüzlerini kefenle sar.
14O zaman sağ kolunun seni kurtarabileceğini
Ben de kabul ederim.
15“Seninle birlikte yarattığım Behemot’a bak,
Sığır gibi ot yiyor.
16Bak, ne kuvvet var belinde,
Karnının kasları ne güçlü!
17Kuyruğunu sedir ağacı gibi sallıyor,
Sımsıkıdır uyluk lifleri.
18Kemikleri tunç borular,
Kaburgaları demir çubuklar gibidir.
19Tanrı’nın yapıtları arasında ilk sırayı alır,
Yalnız Yaratıcısı ona kılıçla yaklaşır.
20Tepeler rızkını ona getirir,
Bütün yabanıl hayvanlar yanında oynaşır.
21Hünnap çalıları altında,
Kamışlarla örtülü bir bataklıkta yatar.
22Hünnaplar onu gölgelerinde saklar,
Vadideki kavaklar kuşatır.
23Irmak coşsa bile o ürkmez,
Güvenlik içindedir,
Şeria Irmağı boğazına dayansa bile.
24Gözleri açıkken kim onu tutabilir,
Kim kancayla burnunu delebilir?
1“Livyatan’ı çengelle çekebilir misin,
Dilini halatla bağlayabilir misin?
2Burnuna sazdan ip takabilir misin,
Kancayla çenesini delebilir misin?
3Yalvarıp yakarır mı sana,
Tatlı tatlı konuşur mu?
4Seninle antlaşma yapar mı,
Onu ömür boyu köle edesin diye?
5Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin,
Hizmetçilerin eğlensin diye ona tasma takabilir misin?
6Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi?
Tüccarlar aralarında onu böler mi?
7Derisini zıpkınlarla,
Başını mızraklarla doldurabilir misin?
8Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör,
Bir daha yapmayacaksın bunu.
9Onu yakalamak için umutlanma,
Görünüşü bile insanın ödünü patlatır.
10Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur.
Öyleyse benim karşımda kim durabilir?
11 Kim benden hesap vermemi isteyebilir?
Göklerin altında ne varsa bana aittir.
12“Onun kolları, bacakları,
Zorlu kuvveti, güzel tertîbi hakkında
Konuşmadan edemeyeceğim.
13Onun giysisinin önünü kim açabilir?
Kim onun iki katlı zırhını delebilir?
14Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir,
Dehşet verici dişleri karşısında?
15Sımsıkı kenetlenmiştir
Sırtındaki sıra sıra pullar,
16Öyle yakındır ki birbirine
Aralarından hava bile geçmez.
17Birbirlerine geçmişler,
Yapışmış, ayrılmazlar.
18Aksırması ışık saçar,
Gözleri şafak gibi parıldar.
19Ağzından alevler fışkırır,
Kıvılcımlar saçılır.
20Kaynayan kazandan,
Yanan sazdan çıkan duman gibi
Burnundan duman tüter.
21Soluğu kömürleri tutuşturur,
Alev çıkar ağzından.
22Boynu güçlüdür,
Dehşet önü sıra gider.
23Etinin katmerleri birbirine yapışmış,
Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.
24Göğsü taş gibi serttir,
Değirmenin alt taşı gibi sert.
25Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer,
Çıkardığı gürültüden ödleri patlar.
26Üzerine gidildi mi ne kılıç işler,
Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.
27Demir saman gibi gelir ona,
Tunç çürük odun gibi.
28Oklar onu kaçırmaz,
Anız gibi gelir ona sapan taşları.
29Anız sayılır onun için topuzlar,
Vınlayan palaya güler.
30Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı,
Düven gibi uzanır çamura.
31Deryayı kaynayan kazan gibi fokurdatır,
Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.
32Ardında parlak bir iz bırakır,
İnsan enginin saçları ağarmış sanır.
33Yeryüzünde bir misli daha yoktur,
Korkudan ari bir yaratıktır.
34Kibirlenen her varlığı aşağılar,
Gururlu her varlığın efendisi odur.”

1O zaman Eyüp RAB’bi şöyle cevapladı:
2“Senin her şeyi yapabileceğini biliyorum,
Hiçbir amacına engel olunmaz.
3 ‘Tasarımı bilgisizce karartan bu adam kim?’ diye sordun.
Kuşkusuz anlamadığım şeyleri konuştum,
Beni aşan, bilmediğim şaşılası işleri.
4 “ ‘Dinle de konuşayım’ dedin,
‘Ben sorayım, sen anlat.’
5Kulaktan duymaydı bildiklerim senin hakkında,
Şimdiyse gözlerimle gördüm seni.
6Bu yüzden kendimi hor görüyor,
Toz ve kül içinde tövbe ediyorum.”
Rab’bin Kararı
7 RAB Eyüp’le konuştuktan sonra, Temanlı Elifaz’a: “Sana ve iki dostuna karşı öfkem alevlendi” dedi, “Çünkü kulum Eyüp gibi hakkımda doğruyu konuşmadınız. 8Şimdi yedi boğa, yedi koç alıp kulum Eyüp’ün yanına gidin, kendiniz için yakmalık sunu sunun. Kulum Eyüp sizin için dua etsin. Çünkü onun duasını kabul eder, aptallığınızın karşılığını vermem. Kulum Eyüp gibi hakkımda doğruyu konuşmadınız.” 9Temanlı Elifaz, Şuahlı Bildat, Naamalı Sofar gidip RAB’bin söylediğini yaptılar. RAB de Eyüp’ün duasını kabul etti.
Tanrı Eyüp’ü Yeniden Bolluğa Kavuşturuyor
10 Eyüp dostları için dua ettikten sonra, RAB onu eski gönencine kavuşturup ona önceki varlığının iki katını verdi. 11Bütün erkek ve kız kardeşleri, eski tanıdıklarının hepsi Eyüp’ün yanına gelip evinde onunla birlikte yemek yediler. Acısını paylaşıp RAB’bin başına getirmiş olduğu felaketlerden ötürü onu avuttular. Her biri ona bir parça gümüş, bir de altın halka verdi. 12RAB Eyüp’ün sonunu başından bereketli kıldı. On dört bin koyuna, altı bin deveye, bin çift öküze, bin eşeğe sahip oldu. 13Yedi oğlu, üç kızı oldu. 14İlk kızının adını Yemima, ikincisinin Kesia, üçüncüsünün Keren-Happuk koydu. 15Ülkenin hiçbir yerinde Eyüp’ün kızları kadar güzel kızlar yoktu. Babaları, kardeşlerinin yanısıra onlara da miras verdi.
16Bundan sonra Eyüp yüz kırk yıl daha yaşadı, oğullarını, dört göbek torunlarını gördü. 17Kocayıp yaşama doyarak öldü.

Bunu paylaş:

  • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
Beğen Yükleniyor…

1Böylece bu üç kişi Eyüp’e cevap vermekten vazgeçti, çünkü Eyüp kendi doğruluğundan emindi. 2Ram ailesinden Bûzlu Barakel oğlu Elihu Eyüp’e çok öfkelendi. Çünkü Eyüp kendini Tanrı’dan haklı görüyordu. 3Elihu Eyüp’ün üç arkadaşına da öfkelendi, çünkü Eyüp’ü suçlamalarına karşın sağlam bir cevap bulamamışlardı. 4Elihu Eyüp’le konuşmak için sırasını beklemişti, çünkü ötekiler yaşça kendisinden büyüktü. 5Bu üç…

Yorum bırakın Cevabı iptal et

  • Siberpunk

    Siberpunk

    10 Ocak 2026
  • Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    30 Kasım 2025
  • Çığıltı

    Çığıltı

    8 Kasım 2025
  • Yorum
  • Tekrar blogla
  • Abone Ol Abone olunmuş
    • Böyle Olmasın da!
    • Diğer 32 aboneye katılın
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • Böyle Olmasın da!
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Kısa adresi kopyala
    • Bu içeriği rapor et
    • Yazıyı Okuyucu'da görünrüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle
%d