Mallarmé’nin bu şiiri, okumaktan en keyif aldığım şiirlerinden birisi. Nostalji duygusunu belki de en iyi ifade eden mensur şiir olabilir. Buğulu imgelerde boğulmak isteyenlere, anımsayışları sevenlere, yazın çalışmaktan nefret edenlere:
Pipo
Dün uzun çalışma akşamlarını, kış vaktinin o hoş çalışma akşamlarını hayal ederken pipomu buldum. Güneşin mavi yaprakları, muslinleri aydınlattığı geçen yazda kalan tüm çocuksu keyifler, sigaralarla beraber rafa kaldırılmış ve daha iyi çalışabilmek adına vakur pipom uzun uzadıya rahatsız edilmeden tüttürmek isteyen ciddi bir adam tarafından devralınmıştı; lakin bu garibanın bana hazırladığı sürprizi beklemiyordum, ilk fırtı çeker çekmez tasarladığım azîm kitapları unutuverdim, hayretle doldum, duygulandım, geri dönen geçmiş kışın havasını içime çektim. Fransa’ya döndüğümden beri sadık dostuma hiç dokunmamıştım ve bütün Londra, bir sene önce tek başıma tecrübe ettiğim bütün Londra tezahür etti; bilhassa beynimizi sarıp sarmalayan, pencerelerin altından sızan, kendilerine has rayihalı o güzelim sisler… Tütünüm; üzerinde sıska bir kara kedinin yuvarlandığı, kömür tozlarıyla bezenmiş deri koltukların olduğu loş bir oda kokuyordu; harlı korlar! ve sabahın köründe kömürleri döken al kollu hizmetçi… sac kovadan demir mazgala düşen bu kömürlerin tıngırtısı… postacının kapıyı, beni hayatta tutan o iki kez debdebeli tıklatışı!! Pencereden ıssız meydanın hastalıklı ağaçlarını tekrar gördüm – gördüm o kış vaktinde çiseyle ıslanmış ve dumandan kararmış vapurun güvertede titrerken açık denizin defaatle katedildiğini – ve o güvertenin kenarında seyyahça kıyafetiyle, yolların tozu toprağı gibi yağız, uzun entarisiyle, soğuk omuzlarına ıslakça yapışmış ceketiyle, zengin hanımların poyrazdan hırpalandığı için attıkları, zavallı yarların ise gelecek mevsimlerde kullanmak üzre diktikleri hasır şapkasıyla aylak aylak gezinen zavallı yarimi de gördüm. Birbirimize sonsuza dek “Elveda” derken salladığı o berbat mendil de sarılıydı boynuna.





Yorum bırakın