Kuşlar ötüyor
…
Çiçekler açıyor
Her bir rengi dolanmakta doğanın
Uçan kuşlar gibi
Yerin yüzünde
Bir gölde sevinç
Coşuyor en derin kaynağı
Yaşatan o şeyin
Ve hafif bir rüzgarla
Müjdeleniyor mutluluk vakitlerimiz
Güneş kızıllanıyor
Gün batımlarında
Terk etmeden
Deniz kenarlarını
Tekrar altın rengi
Almaya gidiyor
Bilmeyiz nereden
bir sülün fikri
yerleşiyor aklıma
bir sülün ölüsü
bahara bakan bir camda
Yine de yeşildir orman
Yine de karanfiller
Sümbül kokuları
Ve ıtır
Taç gibi
Sokak
Başlarında
neden karıştırıyorum
sümbülle
bir sülün ölüsünü
Ama yok artık
Uçsuz ot
Sarılığı
Değmez gözlerimize
Kurşuni bir
Ten
Sadece çağıltılarıyla
Uzak ırmakların
Elleri
Değer elimize
Bir de arada sırada
Ansızın patlayan
Bir yağmur
Gök akıncıları
sülündü
ipliklerle bağlayan
bizi
alacalı şeylere
belki de bundan
onun ölümüyle
yok oldu
bütün bir sema
Hayır
Mavi kubbe
Tüm sesleriyle
Cıvıldamakta
Beyazlıklar
Uçuşuyor
Bu gök harmonisine
Yere upuzun tarlalar
Uzatıyor
Sesin
Gölgeleri
ben
unutmam
her şeye rağmen
kadavrayı
o hatırlatır
bir güz vaktini
yere düşmüş yapraktır
kuş ölüleri
belki bir asker ölüsüdür o
düşüp
ensemizi karartan
Kimin umrundaydı ki
Neşeliyse şehir
Karnaval direkleri gibi
Ağaçlar
Gerindiyse Şehre
Doğru
Trampetler
Çalıyorsa
Zafer takları
Altından
Geçip gidiyorsa
En büyük
Yenilgimiz
Kimin umrunda olur ki
Bir sülün ölüsü
yüzü ait olduğu yere doğru
hep yukarda
kıvır kıvır bulut artıkları
kapı duvar ağzında
bir cenaze merasimi gibi
çevresinde
Göründüğünde
Tomurcuklar
Bir çiçek arzusu
Dışında
Ne
Hatırlarız sanki
Ne
Kalmıştır
Bize
Ölümden
Darbelerden
Devrimlerden
Sadece doyurgan
Doğa
Ve eteklerinde
Neşeli b-
iz
bir yerde sırt üstü düşmüş
o sessizlikten
o bir iç söz gibi çehremizi saran
o en eski yarimizden
bize ne
bize ne bir gündüz ışığına uzanmış
bir sülün cesedinden?

SÜLÜN





Yorum bırakın