Faruk Nafiz Çamlıbel'e
Tenim dağınık
otlar demeti
sarı
arkama teneke bağlayıp
gezdiriyor
beni
piçliğim.
Bir yere
şıngırtılarla giriyorum
bir yere girdiğimde
en rüzgarlı ses
kısılıyor
en derin duyan kulak
sağır oluyor
ben bir yere girdiğimde
çoraklık da getiriyorum
bir çocuk düşüyor
ardımdan gelen
tenekemin peşine
işte ırmak!
hayır
işte piçliği geliyor
ardından
diye bağırıyor
nesebi belli
şerefli çocuk
soyum arık
sokaklara kırlara gider gibi
gidiyorum çünkü
derlediğim çiçekler
hep ölü
hep piç doğuyor
doğurttuğum buzağı
sokaklara giriyorum
neftî bir şeyler koparmaya
kurum kusan fabrikalar gibi
her yoluşumda o çelikten otları
bir kır ve bir öğle sonrasını
yok ediyor
piçliğim.
Lag of a brother? Why bastard? wherefore base?
Neden geri duracakmışım
beni görünce coşmuyor mu
soysuz ve sonsuz
dağ mantarları
yayılıp istila etmiyor mu
çayırları ısırgan otları
ben geçerken
dikelmiyor mu
en kambur bel
parmak ısırtıyorum
tabiatın en soylularına
atlar beni görünce yellerini
güzel kızlar gibi rüzgarlara salıyorlar
doğurttuğum buzağı
piçse de serpilecek
çelikten otlar yolduğum
çelenk gibi konacak alnıma
ve bir anıt gibi bembeyaz
açığa vuracak
piçliğimi.
I grow; I prosper:
stand up for bastards!
Şanmış şerefmiş
biter
şehrin ışıklarıymış şehirmiş
siktir!
en berrak suyu bulandıran o şey
en temiz dağ gölgelerini harlayan
o şey
piçliğim.
Yok edecek
kendimi bile
ben gidince artık ışımayacak
gözümün haresi neonlar
üstümde sağır ve dilsiz
uçucu akpak bir mezar.
Yorum bırakın