• Anasayfa
  • Yayımlar
  • Yazarlar
  • İletişim
Böyle Olmasın da!

Biz Dikkinler

2–3 dakika

·

6 Aralık 2024

·

Emk, Genel
Gece en yanılgısız verilişindir sana
-Eren D.
bunları kim umursar
kim bekler gün ışığını
gecenin örtüsünü
üzerime almışsam

orada sakin durur
ve kendime katlanırım
katlandıkça katmerlenir
benliğimin katmanları

ve uyku bir düşman gibi
yanımda tuttuğum
hatırlatır bana
neyden uzak olduğumu

O soft embalmer of the still midnight

çünkü ben geceyi
kefenlemem geceden
günün borazanları çağırır beni
ardından cenazemi yürütürüm

herkesin ayçiçeği bellenip
güneşe döndüğü yerde
başlar benim metanetim.

-Hayır.
sen yalnız olmaklığı
geceye yaydıysan
geceyi muteber kılmaz bu

gergef olup esnetince kendini
çerçeve-perest mi olunacak?

orada büyümez ki çimlerde çiğ
arılar doğayı emmeye gitmez
değirmen dönmez
fabrika tütmez orada
buğdaylar tırpanlara
salmazlar başlarını
ayık olan yenilir geceleri
sarhoş olup uyuyana

orada yalnızca bekleyiş
karanlık– yalnız ve sessiz
buna fakat
sükûnet denemez
çünkü bir yaz öğlesi
kıyıya bizi almaya gelen deniz
bize kendini gerçek
bir sulh olarak sunar
orada karanlığın gizi yoktur
yalnızca ışıltıların oynaklığı
bizi kımıldatır
yalnızca yosun kokuları– parlak
bize güneşi hatırlatır

gece ancak rahminde besleyebilir
sabahın tomurcuklarını

eğer karanlıkta bekliyorsak
doğmak içindir bu
basit ve klişe– sıradan
yine de en kadim hakikat:
doğmak serpilmek ölmek

yakılan bir ateşte
bir mumda bir sobada
floresan lambalarda dahi
ipin ucu saklı değil midir ki
ona tutunarak fecre yamanırız

uykumuzda kefenleriz
mefhum olanı
sabahın borazanları
bir cenaze çanı değildir
borazanlarla öttürülür
gümbür gümbür gelen
çıtırtı fısıltı esinti
gürbüz bir bağırış

neredeyse bunlar
lanet olamaz
orada ancak orada
bir şeyler derilebilir
ve geceye yalnız
bir narcissus
bakar kendine aşık olarak

bizse çevirir başımızı
daha görkemli olanda
ararız kendimizi

tüm bunlara oyuk demek?
muzafferlik bekleyen yok ışıktan
ışık– muzafferlik akıncısı
nalların şıkırtısını duymuyor musun
tan yeri titretmiyor mu
toprağın altını
ve bir solucan kımıl kımıl
uzatmıyor mu başını

yokluk– gecenin bir sanrısı
kibirli bir bekleyiş
bunlarla dolmayı beklemek
çünkü yine sen dolduruyorsun
karanlığın imgesiyle seni
boşlukların gözesine sızan
yine sensin

büyütülmüş metal aynalarda
ama puslanmış bakılmaktan
gergin adalelerini izliyorsun
parlatıp bir düşünceyi
kırkpınar güreşçisi gibi
bir roma gladyatörüsün yahut
sürünüyorsun bunu üstüne
şimdiyse belirmeye hazırsın

İŞTE SEN!
gecenin savaşçısı!
gündüzün kefencisi!
le poète maudit
mon frère!


kaçıl ve savrul!
çıkıyorum karşına
yanık bir ten
bozuk ve çarpık
ama apaçık
bedenimle

sana bir ayna tutup
getiriyorum
arı ve sancısız güneşi

perdeni aç!

Bunu paylaş:

  • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
Beğen Yükleniyor…

sabahın borazanları bir cenaze çanı değildir borazanlarla öttürülür gümbür gümbür gelen

Yorum bırakın Cevabı iptal et

  • Siberpunk

    Siberpunk

    10 Ocak 2026
  • Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    30 Kasım 2025
  • Çığıltı

    Çığıltı

    8 Kasım 2025
  • Yorum
  • Tekrar blogla
  • Abone Ol Abone olunmuş
    • Böyle Olmasın da!
    • Diğer 32 aboneye katılın
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • Böyle Olmasın da!
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Kısa adresi kopyala
    • Bu içeriği rapor et
    • Yazıyı Okuyucu'da görünrüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle
%d