bu malları ve elleri hep yurtdışından getirttik malları yurtdışından getirttik çünkü bu vaaz edilmişti el ise bizim cinliğimiz çünkü ellerimiz yani bizim uzun süredir önümüzde uzatarak kendimize ait damgasını vurduğumuz ellerimiz garip gelmeyegörsün hiçbir işe yaramaz gelir artık göze bundandır bir el de söyledik istediğimiz malları bambaşka bir şekilde ellemek için garipti o eski el dediğimiz şey tutar bir çeşmeye daldırırdı kendini bir öğlen sonrası küçük bir cami avlusunda
bize vaaz edilmişti neden bize vaat edilen şey neydi tiran bir ruh her şeye saldıran kasasını dolduran ilkin kılıcını kuşanıp sefere kendine doğru çıkan köleleştiren yıkan kan kusturan ruh hiçbir şeyi tanımamak için önce insan kendinden başlamalı ki özgürleşmek için kerte kerte kendi kıvrımlarını silip yok etmeli böylece o nemli ve serin bir yaprak ayasından sekip duran aksak merhameti hiçe saymalı garipti çünkü bizi aynaya bakar olduğumuzda güldüren ve ağlatan o şey
oysa biz hep geriye bakarak eski hallerimizde güneşli bir şeyler ararız kıraçtır önümüzde şu an gelecek ise muallak ne zaman kirli hissetsek elbet öncesi pirüpak ne zaman utanç duysak temiz kuruntusuz bir anı tutar önümüze serimler o hafıza dediğimiz ebedi aldanma peki neden kuvvetli bir tutuşla kavramayız bu anın çetrefilini çünkü hatıra hep kıyıcı bir ışıkla çeker kendine şimdiyi ve gelecek olan hep karanlıkta bekler bizi önce bu anı kavramalı carpe diem keyfe odaklan şimdiyi değiştir ne kadar sıradan çünkü gariptir biz elledikçe avcumuzda kıvranan ve geçmez yaralar açan zaman
başka bir yolu yok muydu yani başka bir yol olamaz mıydı her vaaz yanında bir sorgu da getiriyor biz yani garip ellere sahip olduğumuz zamanlardaki biz yurtdışından yeni mallar getirtmeksek neleri farklı kılabilirdik metafor bu malları yeni düşüncelerle endeksler ki hayır hakikaten mal ve mülktür yediğimizdir her şey her şey onlarla başlar hazdan kavrama geçerken ellerimizle tanıdığımız zevküsefa ve konfor onu tanıyan eli garip kılar göz hemen alışır sıklığa ilkin hafıza karşı çıkar değişmiş olan kötüdür ama değişemezdir sonra mı sonrasında malihülya ve sanrı başlar
nostalji var olabilecek tüm yolları ateşe veren bir iç savaş generali gibi davranır bize karşı yakındır bizi tanır bizim en çok isteyeceğimiz şeyleri en çok ihtiyacımız olan topları tüfekleri alevlere ışıltılarla salar amnezi unutturur bir siyah tül gibi üstümüze serilir gördüğümüz şey her şeyin kararmış ve silik halidir kör olmak başka sezileri kullanıma açar ve yola tekrar revan olunur fakat yarım görmek umudu bir yoz kama gibi yarım yamalak sivrilterek sürekli kendine saplar
başka bir yol olabilir miydi: bize verilen miyop gözü çıkarmak yahut bozuk bir gözlükle sürekli yaşamak. sonra yurtdışından yeni mallar getirtirdik sahi eskiden ne berraktı sular cami avlusunda
Yorum bırakın