demek sen de gördün elimin uçarılıklarını
dokunuyorum ve biçimsizleşiyor tarh
buradan geçmişti ya atlılar eski bir anda
ayağımı atınca harekete geçiyor sipahi
beni unuttular tam burada şehrin ışıklarında
beni götürmediler bağdat önlerine
oysa ben bilirdim ki mesela pigmeler
ölümü ayırt edemezler yaşamaktan
beni götürmediler belgrada da
ve zurna davul sesleri duymadım
buradan geçti gaza atları tozutarak
buradan geçti demiryolu ve kara tren
harlanan bir ot çıtırtısı sararttı
göklerin mavi yengisini bunu
unutamam ve yıkıldı gitti önümde troya
yedi kat zamanla gömüldü hektor
sesini işittim işte aynadaki lekenin
-bin yıllık puslu siluetimin çizgisi
peki neden çiziktirildi bu mağaraya
levni elleriyle benim eski heybetim
neden mezarıma şöyle yazdılar:
domum servavit lanam feci
hayat boyu yün eğiren kadın
huzurla öldü yatağında
bir kara çığlık savurdu pigme
avını gördüğü anda
kadın eğirmekti baştan aşağı
pigme avına dönmüştü vahşi
tahayyül etmezdi pigme ölümü
düşünülmez bir harekettir o
kadın hareketsiz bir düşünce
ben – durmaz bir hareket
düşünülmez bir yer
truva ve ben ve avlanmak
gaza atları - çuf çuf tren - nahoş mezar - evin ışığı
ben ne ölebilirim ne yaşayabilirim
bir pigmeyim aletiyle bir olup
ormanlar yaran yarıktıran
ve çağsız av
Dixi.
Abei.
Yorum bırakın