Hayatta en korktuğum şey ömrümün sonunda Necip Fazıl gibi mutlak mutsuz ve -her anlamda- daha iyi olmaya yönelik bütün yollarımı iptal etmiş birisi olmak… Necip Fazıl’a -kendisi her haltı bildiğinden- herhalde kimse yeni bir şey öğretemezdi ve bu semavi gayelere bağlanmış mutlak mutsuzluğa bir tanrı bile şifa bulamazdı… Bütün ömrü -kendi küçümseyişiyle- “cüce hesaplaşmalarla” dolu bir huysuzluklar manzumesi olarak geçti. Yaşlılık yazılarının hepsi beyhude yaş israfları. Öyle israf ki, kâr şansı dökülen ilk yaştan mühürleniyor. Ne hayalindeki gibi bir şair ne de kafa yakıcı derinliklerin mütefekkiri olabildi. Yazdığı 10-20 harika şiirle nefsini bir ömür avuttu. Bunların çok çok daha iyilerini başarabilirdi… Üzcü, gerçekten üzücü. Dediklerime hayalî bir Necip Fazıl putuna tapmayan ve hayatından az buçuk haberdar herkes katılacaktır. Birisinin Necip Fazıl’ın trajedisini yazması lazım. Yaklaşık otuzbeş yıllık sefahat hayatının mahallinden koptu ama o hayattan kopamadı. Fazıl’ı hep ellili yaşlarında kumar oynarken hayal ediyorum. Hâlâ yakan gözlerle bakılmadan önceki hayatında yaptığı şeyleri aynen tekrarlıyor ama bütün aşinalarından, birlikte büyüdüklerinden uzakta, kavuşma imkanı yok, daima takması gereken ağır bir maske… Eminim o kumar masasında eski dostlarına pek şedit hasretler duymuştur da, müdaafa ettiği şeylerden sık sık pişmanlık hissetmiştir. Ama bed-mizacı yüzünden bunları asla ve kat’a söyleyemezdi, söylemedi de. Sanırım onu bu denli sinir kazanı yapıp fokur fokur kaynatan yakıcı etkeni tam da buralarda aramak lazım. Bitirmek istediği günah hayatının kazanında aşinasız kaynarken ister fevkalbeşer olsun için mutluluk kapıları kulak yırtan gıcırtılarla kapanır. Gıcırtılı nutuklardan ibaret bir hayat… Herkesin malumu olan bir ikiyüzlülüğü ancak gür naralarla unutturabilirsiniz. Necip Fazıl en hayran olduğum ve en hayıflandığım şahsiyet. Bir gün hayatını konu edinen bir piyes kaleme alırım belki kim bilir…
Öyleyse bu yazıyı zamanında onun için yazdığım bir epigrafla sonlandırmak isterim:
Yazık! kendi ateşi kül etti efsanevi
Gürleyişler savuran saf taarruzdan devi…




Yorum bırakın