• Anasayfa
  • Yayımlar
  • Yazarlar
  • İletişim
Böyle Olmasın da!

Tahlil: Kuklacılar

3–4 dakika

·

9 Eylül 2024

·

Emk, Genel

Bir şiiri tahlil etmek her daim zordur çünkü yazarken asla şairin yanında değilizdir ve duygulanımşlarını onla beraber yaşama imkanımız fazlasıyla kısıtlıdır. Tahlil etmeyi zorlaştırsa da keyifli bir kısmına da yol açan yine budur. Onun yanında değilizdir ama onun yazdıkları önümüzdedir. Bu sefer tahlil ederken şair yanımızda değildir ve biz kendimizle başbaşayızdır. Kendi duygulanışlarımızı metne yansıtıp tekrar tekrar yorumlarız onu. A. C. Bradley henüz daha ölmemişken Guy Boas onun hakkında şu şiiri yazar:

I dreamt last night that Shakespeare’s Ghost
Sat for a civil service post.
The English paper for that year
Had several questions on King Lear
Which Shakespeare answered very badly
Because he hadn’t read his Bradley.

[Geçen gece rüyamda Şekspir’in Hayaletini gördüm
Devlet memuru olarak oturuyordu
O yılın İngiliz gazetesinin
Soruları vardı Kral Lear üstüne
Ki Şekspir çok kötü cevapladı bunları
Çünkü henüz okuyamamıştı Bradley’ini.]

Şaka da olsa burada Bradley’in Şekspir’i Şekspir’den daha iyi anladığına dair gönderme barizdir. Eleştirmen önüne düşen metinden bazen şairin düşündüğünden daha uç anlamlar çıkarmasında beis yoktur çünkü o da kendini metine sürekli olarak yansıtır ve şairin yerine kendisini koyar. Şair ne söylemek istemiştir? Şair bir şey söylemek zorunda mıdır? Bizce şair bir şey söylemek istememişse bunu herkesçe ortak bir dil üstünden yapmasına gerek yoktur, bunlar sayıklamalara girer. Şair elbette bir şeyler anlatır, gösterir ya da hissettirir. Kendisi dahi bunun farkında olmayabilir ama şiirini ortaya koyduğu anda ondan ortak bir zemin bekleriz, azıcık bile olsa bir ayağımızı yere basabilmek isteriz. Yere ayak basıldığında arkaya rahatça yaslanıp geri kalan kısım seyredilebilir ve eleştirilebilir. Bunun dışında ise açık sularda çaresiz boğuluruz. 

Bu girizgahı yaptıktan sonra Eren’in Kuklacılar şiirini tahlil etme görevini üstleniyorum çünkü bazı şiirler yorumlanmak istercesine kendini bize sunar, gösterir. Onun en sırlı kalan noktaları uzaktan belirir ama kendini ele vermez, peşinden çağırır. Bu şiir de bas bas bağırır ilk bakışta, avlanmak için:

Dolaşmış ipleriñ ipleriñi tutana.. Bu
Keser ayağımı yerden.. Bu keser yasaların
Gadrini. Uzuvlarım yeni bir dille sözlenir,
Yeni bir dille çarpar yüreğimin topuğu!

Hangi hamledir başeğdirir parmaklarıña?
İradeliyken lezzet katamam iradeñin
Yerçekimin'aşan oynatışlarına… Ama
Sonuna kadar dolu bir sunu ya varoluşuñ,

Taşırmamak, dökmemek… Öğretti bu mükelleflik
Nasıl terk edilirmiş ândan alan hafıza..
O savurup gitmiş kasırganın sükunu, sanal
Bir kasılma halinde kalmış omurlarımda.

Kuklacılar başlığını duyduğumuzda en az iki kuklacının varlığını sezeriz. Buna uygun şekilde şiir iplerle başlar:

Dolaşmış ipleriñ ipleriñi tutana..

Bir kuklacının oynattığı ipler iplerini tutan başka bir kuklacıya dolaşır haldedir. Bu iki kuklacının hiyerarşik olarak karmaşık ilişkisini hissettirir bize. Hangisi hangisini oynatır? Bundan sonra ise şahıs devreye girer:

Bu
Keser ayağımı yerden.. Bu keser yasaların
Gadrini.


Bu dolaşıklık kuklacıyı yerinden oynatır. Karmaşa her yere yayılır ve yasaların gadri bile kesilir. Yerçekimine karşı gelinir, karmaşıklık artarak kaosa doğru ilerler. Tam bu anda karmaşanın artmasını bekleriz ama a terrible beauty is born durumu doğar:


Uzuvlarım yeni bir dille sözlenir,
Yeni bir dille çarpar yüreğimin topuğu!

Karmaşa kendini yeni bir güzelliğe ve çarpıntıya bırakır. Oynatılan uzuvlar bambaşka ve yeni bir dille şahlanır ve ayaklar yürek gibi hoplar yürek orada çarpar ve “topuk”lanır. Kaos hareketle yeni bir yaratıcılığa doğru tepinir. Bu şaşkınlıktan sonra soruyla yeniden başlar anlatıcı:

Hangi hamledir başeğdirir parmaklarıña?

Bu onu yönlendiren kuklacıyı gören birinin sözleridir. Onun mahir parmaklarına başeğdirildiğini görür ama bunun kimin iradesi olduğunu çözümleyemez haldedir. 

Yerçekimini aşan oynatışları dileyen iradeye daha fazla lezzet katılamaz, o tamam haldedir, irade iptal edilir:

İradeliyken lezzet katamam iradeñin
Yerçekimin’aşan oynatışlarına..

Ama yine de onun varoluşu bir beliriş, bize verilmiş tam bir sunudur:

Ama
Sonuna kadar dolu bir sunu ya varoluşuñ,

Bize bu varoluş sunulmuştur ve onu taşırıp dökmemek isteriz, üstüne bir şey eklemeden ve sarsmadan onu kabul ederiz, onu  yaşanan ânları giydirip heybesinden kendine göre boyayan hafızadan bile terk ederiz, ona bir şey olmasın diye. Varoluşunu bize oynatışlarıyla dayayan iradeye, diğer kuklacıya ellemek istemeyiz:

Taşırmamak, dökmemek… Öğretti bu mükelleflik
Nasıl terk edilirmiş ândan alan hafıza..

Kargaşa bir fırtına gibi sahneyi terk edip yerini sükuna bırakırken anlatıcı onun varlığından yine de kopmuş değildir, sanal bir kasılma ile hala titrer. O sunulmuş tam varoluş eser ama geçmez, kuklacıları hala kastırır:

O savurup gitmiş kasırganın sükunu, sanal
Bir kasılma halinde kalmış omurlarımda.


Bunu paylaş:

  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
Beğen Yükleniyor…

Eren’in Kuklacılar şiirine bir tahlil denemesi

Yorum bırakın Cevabı iptal et

  • imparatorluğun yıkılışı

    imparatorluğun yıkılışı

    4 Mart 2026
  • Siberpunk

    Siberpunk

    10 Ocak 2026
  • Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    Doğmamış Çocuğa Don Biçmek

    30 Kasım 2025
  • Yorum
  • Tekrar blogla
  • Abone Ol Abone olunmuş
    • Böyle Olmasın da!
    • Diğer 32 aboneye katılın
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • Böyle Olmasın da!
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Kısa adresi kopyala
    • Bu içeriği rapor et
    • Yazıyı Okuyucu'da görünrüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle
%d