önce sızı girdi
sonra kan
mermi en son çıktı vücuttan
sızı
davul ve zurna çalıyor, çalsın
oynasın dadaş barını, göbeğini hoplatsın
görsün meydan çatlasın
bir tey çeksin mendili elinde
teyyarelerin yönü şaşsın
üç gün üç gece sürsün sefası
üç gün üç gece sürmeyecek vedası
ve ölecek göbeği kemiğinden önce eriyen terzi
kadınlar çantasız çocuklar gocuksuz kalacak
iğne deliğine iplik
artık yalanmadan takılacak
yetiş bacı
kolumun kaldıramadığı ağırlık bir sümbül dalında asılı kalacak
kan
şehrin bakireleri henüz doğrulmuşken
cıvıldayan çarşının sesi geliyor kulaklara
şen ve şakrak kahkalar çıkarken yalancı fahişelerin ağzından
çarşı uzun güne hazır bekliyor
bir öpüşle gelen otuz altınım
ihanetle giden İsa’m yok artık
en derin solumdan kestiğim izlerin içinden
çıkardı ölü yıldızlar ve annemin oyası
alacağım kaldı çarşıdan
üstünde yaşamanın kıvrak ağrısı
mermi
mavzer sıcağı var havada
bak şah vuruldu yatıyor yanımda
kırlangıç seyahatlerinden kalma gardenyam nerede
azarlanmış sitemlerin içinden
sessiz vedalar seçiyorum kendime
derviş hırkalarından ardakalan
şeyhimin sesi geliyor nefsime
bir ayağımı yılan ısırıyor
diğeri tedirgin köprü üstünde





Yorum bırakın