MANIFESTO!
Gideceğimiz yolu bilmiyoruz. Bir yol var mı, o dahi meçhul.. Ama ülkedeki rekabetsizlik ve özlemsizliğin içimizde çökerttiği yıldızın, gene içimizdeki her şeyi yutucu bir karadeliğe dönüştüğünü anbean hissediyoruz. Bu zifirî yutulmayı hisseden herkes bizdendir! Ve inanıyoruz ki, bağrından neşet ettiğimiz toprak -güzelin ve yücenin toprağı- tamamen hiçliğe karışmadı ve biz öz evlatlarını yeniden bağrına basmanın umuduyla, kan çanağına dönmüş gözlerini silikleşen ufka dike dike bekliyor! Ya yapılması gereken? Ne yapmalı, nereye gitmeli.. habersiziz. Işığını göremesek de bizi sırf varoluşuyla teselli eden bir idealimiz bile yok… Ama “E, ne diyorsunuz yani, nasıl olsun bu iş?” sorusuna cevaben haykırabildiğimiz bir beyanımız var: “Nasıl olursa olsun fakat.. BÖYLE OLMASIN DA!”

Eren

Emirhan

Câhil Aylak

Cengizhan

“Benim başıma ise kısır bir taç kondurdular Ve çorak bir asa ellerime, Soyumdan olmayan bir elle ezilmek için” Read more

Gaye şu olmalı: Dili sekteye uğratmaksızın üst merhalelere taşımak yahut taşınmasına yardımcılık etmek. Tabii bütün düşüncelerim kendini bu dilde yaratmak mecburiyetinde hisseden kişiler için, yoksa varoluşu ekmek kaygısıyla mühürlenmiş adamdan bir beklentim yok. Read more

Oyun 2, Sahne III “Ah dehşet, dehşet, dehşet! Ne dil anlatabilir bunu ne de kalp dayanır buna.” Read more

Bu yazı ‘felsefeye adım atana kadarki’ geçirdiğim zamanı anlatan bir yazı. Geçen Günlerde Melkor ile ben Ömer hocanın kanalına konuk olup konuşmuştuk. Yayının giriş faslı için notlar almıştım, o notlardan biraz faydalanabildim fakat pek uyabildiğimi söyleyemem… Bu yazıda o 7 dakikalık giriş faslımı yazıya döktüm, ifadeleri biraz düzelttim ve içeriği genişlettim. Read more
Diğer sayfalar:
Bu siteyi, bu yayımları ve yaptığımız yapacağımız her şeyi tek sebepten ötürü yapıyoruz: Yaşamak. Ama alelade, boş, oyuk, miskin bir yaşamak değil; daima daha güzele doğru yükselen, yükseldikçe yücelen ve yüceldikçe hayattan aldığı zevk ve lezzetin de kemale erdiği bir yaşamak.. Tabii bu şaşaalı ifadeler sebebiyle zihninizde edebiyatın azdırdığı, bulutlu göklerin irtifasıyla mest ve bilgelik ile genel kanılardan noksan, uçuk bir Albatros canlanmasın.. Halimizde ketum kelebeklerin rızalı eğilişleri ve pelikanların malihülyası var… Yani herkes gibiyiz. Sadece, bizim gibilerle etkileşebilmek için cüretkar ve fakat atılması gereken bir adım attık, o kadar. Lütfen yakıcı eleştirileriniz, nazenin tavsiyeleriniz, bilinmediği takdirde neler neler kaybedileceğine inandığınız fikirleriniz, resimleriniz, şiirleriniz veyahut ne bilelim, artık ne için lüzumlu görüp yayımlamak istediğiniz neyiniz varsa bizimle paylaşmaktan çekinmeyin! Bırakın eserleriniz o tatlı bekleyişlerini elbet bir gün doğacağım ümidiyle kimsesiz defterlerde değil de, sanatı en az sizin kadar seven üç beş kişinin daha zihninde sürdürsün bari!
Sorularınız, yorumlarınız veya talepleriniz mi var?
Bizimle iletişim kurmaktan çekinmeyin. Düşüncelerinizi duymak isteriz. Ayrıca alttaki maile yazılarınızı ve eleştirilerinizi mutlaka iletin!
BİZE ULAŞIN!