Kategori: Genel
-
Parçalamanın Özümsenmesi
Bir şiiri nasıl eleştirmeye başlarız? Hangi zeminler üzerinde bir eser irdelenebilir? Bu zeminler oturtulmadan bir eleştiriye başlamak beyhude bir iş halini alır ve işin sonunda sadece güzel ya da kötü diyip şiirlerin hoşumuza giden birkaç kısmını alıntılar, Dick Minim gibi kulaktan duymaların şahı olan basit yoldan bir eleştirmene varmış olunur. Bu yargı yani güzel veya…
-
Bir Yunan Çömleğine Kaside
Sen hep bakire gelini sessizliğin, Sen sükutun evlatlığı ve ağır zamanın, Orman perisi yalnız sen anlatabilirsin Şiirimden daha tumturaklı bir masal: Hangi sarmaş dolaş efsane dadandı suretine Yüce ya fani ya da ikisi de olan, Tempe’de mi yoksa Arcadia vadisinde? Hangi insan ya da tanrılar bunlar? Hangi arzusuz kız? Hangi çılgın arayış? Hangi çaba kaçmaya?…
-
Egon Schiele Ya Da Çürük Aşk Neşidesi
Asitil: Buz-Buzul / Asit-Asitil, Satıh: Yüzey, Sathî:Yüzeysel, Muharrik sıf. (Ar. taḥrіk “hareket ettirmek, kımıldatmak”tan muḥarrik) harekete geçiren, kımıldatan, oynatan, tahrik ve teşvik eden, Muharrik kuvvetler, Muharrik-i evvel Bu soneyi Egon Schiele’in resimleriyle uzun bir müddet hemhal olduktan sonra, bütün resimlerdeki ortak ideayı damıtıp zihnimde yeniden ve yeniden yaratak yazdım. Bence Schiele her resminde kendisini değ-iştikçe…
-
Samimi Bir Hesaplaşma: Necip Fazıl, Kör Bir Nokta
Hayatta en korktuğum şey ömrümün sonunda Necip Fazıl gibi mutlak mutsuz ve -her anlamda- daha iyi olmaya yönelik bütün yollarımı iptal etmiş birisi olmak… Necip Fazıl’a -kendisi her haltı bildiğinden- herhalde kimse yeni bir şey öğretemezdi ve bu semavi gayelere bağlanmış mutlak mutsuzluğa bir tanrı bile şifa bulamazdı… Bütün ömrü -kendi küçümseyişiyle- “cüce hesaplaşmalarla” dolu…
-
Resimler ve Ürküler ve Hasretler
Arkaplanın nesnelerle kaynaştığı kent resimleri bana hep hergünkülüğün o durdurulamaz akışını hatırlatır. Bir kapıldın mı, şanslıysan gözlerini ölüm döşeğinde bir umut açabildiğin… Ürküyorum yani böyle resimlerden. Hakikatin hayhuya gömülmesi, ürkünç… van Gogh böyle değil mesela. Onda her şey anlatılması zor, olası bir saadette varoluyor. Şu resimdeki çiftçiler, rençberler mi mesuttur yoksa üstteki kentliler mi? van…
-
Yaşlılık mı, âlâ! Sanki gençliğime hayrandım…
Bu yazı, videoma yazılan bir yoruma yazdığım cevabın genişletilmişidir. Bence bilgelik denilen hadise yaşla, en azından biyolojik yaşla pek alakasız. Şahit olduğum yaşlılar için yıllar, hafif rüzgar esişleri gibi süreklilikleri sebebiyle bir tahriş bırakmış ama yüzey tahrişi en nihayetinde.. yüzey tahrişinden bilgelik çıkmaz. İnsanların yüzde doksanı, kendilerine yalnızca birkaç fazla kırışıklık ve gözyaşı eklemiş şekilde…
-
Can Dostum / İntouchables
Ben film malumatsızıyım. Hakikaten bu sanattan bihaberim. Hangi yöntemler iyi, hangi yönetmenler yetkin katiyyen anlayamam. Fakat işim gücüm kendimi tanımak olduğu için de yönetmenleri şeklen kuşatamasam dahi içeriken kuşatabilirim, bunu umuyorum en azından… Bu filmi de çok sevdiğim bir arkadaşımın tavsiyesiyle seyredip film hakkındaki düşüncelerimi ona yazmıştım. O da bu yazıyı -nezaketinden dolayı- paylaşmam gerektiğini…
-
Ozanın İki Yüzü
İşte, ozanın iki yüzü: Tanpınar/Yahya Kemal ve Necip Fazıl/İsmet Özel Anlayabildiğim kadarıyla tarih boyunca ozanlar iki işlevi sürdürmüş: Kültür berkiticiliği ve Harp borazancılığı. Bugün Tanpınar ve Yahya Kemal’i okuduğumda bir kültürün banilerini görüyorum. Öyle baniler ki, kültürü hem bina ediyor hem de berkitiyorlar. Onlar, muhattabıyla savaşmayan, nezaketle varıldığı takdirde yüksek kültürün leziz, müşfik ve yüce…

